Connect with us

Hippi Yolunda Bir Katil The Serpent: Charles Shobraj

DİZİ

Hippi Yolunda Bir Katil The Serpent: Charles Shobraj

1970’lerde Güneydoğu Asya’da Hippi yolunda Charles Shobraj tarafından işlenen bir düzine seri cinayeti konu alan The Serpent hakkında merak edilenkeri sizler için derledik.

Charles Shobraj, Charles Shobraj, Charles Shobraj

Charles Shobraj ve Marie Andree Leclerc
Charles Shobraj ve Marie Andree Leclerc

Uzun zamandır yapımın sadece ismini duyduğumuz ama merak etmekten kendimizi alıkoyamadığımız Netflix ve BBC ortak yapımı The Serpent nihayet ekranlarımıza düştü. 1975 ve 1976 yılları arasında Güneydoğu Asya’da hüküm sürmüş Charles Shobraj’ın hikayesi anlatılan The Serpent’i daha yeni yeni izlenip fısıltı gazetesi dolanmaya başlamadan izleyip bitirdik. Öncelikle dizinin hikayesi, temel alınan olaylar tamamen gerçek ve dizinin ana karakteri hala yaşıyor. Hikaye gerçeğe dayansada dizi boyunca geçen her bir diyalog gerçek olmayıp varsayımlar üzerine kurgulanmıştır. Tüm bu sebeplerden ötürü herhangi bir dizi/film incelemesinin çok dışında bir yazı olup biz de varsayımlarımızı ve “Biz olsaydık ne yapardık?” sorusunun altını çizerek inceleyeceğiz. Gereken uyarımızı yaptıktan sonra gelelim dizimize.

İzlemek İsteyenlere!

Uyarı: Yazının bu kısmından sonra bilmekten hoşlanmayacağınız ayrıntılar ve bilgiler yer almaktadır!!!

Dizi ne anlatıyor? Charles Shobraj Kimdir?

1970’lerde Güneydoğu Asya’da Hippi yolunda Charles Shobraj tarafından işlenen bir düzine seri cinayeti konu alıyor.

Charles Shobraj- Tahar Rahim The Serpent
Charles Shobraj- Tahar Rahim

Charles Shobraj (Alain Gourteir) Hintli bir baba ve Vietnamlı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Gençliğinde bir takım suçlara bulaştıktan sonra kendisini Bangkok’ta bulur. Hırsız, dolandırıcı ve değerli taş simsarı olarak tanınan Shobraj, kurbanlarını Avrupa’dan gelen “Beyaz” turistlerden seçer. Önce onların yardıma ihtiyaç duyduğu anı kollar sonra ihtiyaçlarını elde etmelerinde yardım eder. İlaçlarla hasta edip kendisine bağlamak için iyileştirir. Kurbanlarını neden hippilerden seçtiğinin net bir açıklaması olmasa da çoğu kaynağa göre onlardan nefret ettiği söyleniyor. Verdiği röportajlardan birinde “İyi olan kimseyi öldürmedim” diyor.

Peki ne yaptı?

The Serpent Charles Shobraj
Neredeyse aynı olan ikonik fotoğraf ve gerçeği – The Serpent

Kurbanlarının çoğunu hasta ettikten sonra kendisine bağlayan Charles, seyahat çeklerine ve pasaportlarına el koyar. Onları yanında tuttuğu süre boyunca pürüzsüz bir şekilde pasaportları değiştirip kendi işleri için kullanır. İşler ters gitmeye başladığında ise onlardan çeşitli yollardan kurtulur. Kaynaklara göre: Shobraj, tipik seri katillerde görülen herhangi bir davranış bozukluğuna sahip değildi veya derinlerde bir yerlerde öldürme isteğiyle yanıp tutuşmuyordu. Sadece yaşam tarzından ötürü bunu yapıyordu.

Shobraj ve Hiçbir Yere Ait Olamayışı

Bize göre ise bu durum tamamen farklı Dizi boyunca Shobraj ailesine karşı iğrenti ve öfke besliyor ama onlardan da kopamıyor. Shobraj’ın annesin dediğine göre “Onun gibileri sevmesi zordu. Babası ve Charles gibileri. Bir gün normal bir hayata kavuşmayı beklemek tamamen hataydı.”

charles shobraj the serpent
Charles Shobraj

Bu repliği referans alarak, Charles’ın bu durumuna kalıtsal diyebiliriz. Babasından kendine geçen bir özellik . Lakin babanın bu hikayeye katkısını pek görmüyoruz. Onun yerine anneye yöneliyoruz, hayatına ve kadınlara olan etkisini annesiyle açıklayabiliyoruz. Annesi tarafından bile sevilememiş tehlikeli bir çocuk. Hiç bir duygusu yok, sadece duyguları öğrenerek taklit eden biri tepkisiz ve kayıtsız. Sosyolojik yapıda bile yer bulamamış. Köken olarak Asyalı olsa da kendisi bir Fransa vatandaşı. Sürekli insanların ona olan bakışlarını görüyor. Kendini hor görüyor bunu kullanarak karşı tarafa ataklarda bulunuyor. “Benim gibi ten rengine sahip birisi bu işi (Taş Simsarlığı) yapıyor hem de Beyaz’larla!” Bu cümleleri sık sık duyuyoruz.

Charles Shobraj, toplumun etkisiyle mi yoksa tercih ettiği için mi The Serpent oldu?

Kendisinde önüne geçilemeyen bir aşağılık kompleksi oluşmuş. Bunu yenemiyor çünkü bir o kadar da kibirli bir yapısı var. Aynı zamanda görüp görebileceğiniz en sakin ve soğukkanlı biri Shobraj. Onun böyle olmasında sadece ailevi ve sosyolojik konumu etkili değil, kendisinin de bir tercihi olduğunu söyleyebiliriz. Sürekli dışlanan biri sonunda bir psikopata dönüşmüyor. Belki berbat ve kötü bir hayatı oluyor ama katil olmuyor. Ama Shobraj bunu tercih ediyor. Knippenberg, dosyayı araştırırken herkes artık bittiğini söylüyor. Paul, tüm pasaport ve belgelerin yığılı olduğu masaya bakarken onun için sadece bir üçkağıtçı olduğunu söylerken, Knippenberg itiraz ediyor. “O sadece bir dolandırıcı değil! Bu onun hayatı. Bu şekilde yaşıyor. Buralarda bir yerde” diyor. Evet, tam olarak bu, onun hayatı tüm bu üçkağıtın içinde saklı.

Charles Shobraj, Marie Andree Leclerc ve Ajay İlişkisi

Charles Shobraj ve Ajay
Charles Shobraj ve Ajay

70’li yıllar boyunca özellikle 1975-1976 yılları arasında Güneydoğu Asya’yı neredeyse avucunun içine alıyor. Tüm bunlar başlamadan önce Marie Andree Leclerc ile tanışıyor. Kendisini Alain olarak tanıtıyor, Marie’den ise Moniquie olmasını istiyor. Monique adeta bir kamera görevi görüyor, katılımcı kamera gibi, her şeyi görüyor.Her şeyin farkında ama arada gelen sinir ataklarının dışında pek etkili olamıyor. Ajay ise Shobraj’ın Hintli sağ kolu tüm müşterileri Shobraj’a getiriyor. Aynı zamanda Shobraj “kardeş ” olduklarını iddia ediyor bir yere kadar. O bir yerden sonra Ajay’a dair tek bir iz bile bulunamıyor. Denilene göre tek seferliğine Almanya’da görülmüş. Hala Ajay, yetkililer tarafından bulunmaya çalışılıyor kendisini veya kalıntılarını.

Olaylar Nasıl Başladı?

Bu üçlü Bangkok’taki Kanit apartmanına Hongkok’ta tanıştıkları Hollandalı çifti davet ederler. Onlar geldikten sonra Charles, taşlar için taşıyıcılık yapmalarını teklif eder ve onlar reddeder. Çift aynı zamanda onların yanında kalmaya devam eder. Bu iki Hollandalı’nın aileleri Hollanda konsolosluğuna bu iki genç hakkında kayıp bildirisinde bulunur ve yıllarca sürecek olan bir olaylar zincirinin ilk halkası takılmış olur. O sıralar konsolosluğun 3. sekreteri Knippenberg bu olay üzerine giderek kendi vatandaşlarını bulmaya çalışır. Bir süre sonra her taşın altında bir olay ve her olayın sonucunda uzak veya yakın yolla bir şekilde Kanit apartmanına veya Charles’a denk düştüklerini görür. Araştırmaya devam ettikçe Charles’ın komşuları Nadine ile temasa geçerler. Onlar her şeyi anlatır. Charles ve ekibi sonunda yakalanırlar ama hapishaneden kaçmayı başarır.

Kurbanlarını nasıl öldürdü?

Kurbanlardan ilki Nepale gidip manastırda bir rahibe olacak olan Teressa Knowlton. Onu ilaç verdikten sonra çiçekli bikinisiyle denize atar. Bu “Bikinili Katil” adıyla anılmasına sebep olacak ilk cinayettir. Daha sonra olayların açığa çıkmasına sebep olan Hollandalı genç çift birbirine sarılmış şekilde yakılmış ve tanınmayacak halde olan cesetleri bulunur. Charles bu kişileri Kanit apartmanında sonu gelmeyen partilerine davet eder.

Vitali Hakim ve İlker Kaleli

Kurbanlardan biri olan Yahudi asıllı bir Türk Vitali Hakim de bu evde konaklar. Türk kaynaklarında ismi neredeyse hiç geçmiyor. Ona ne oldu, kim peşine düştü, bunlara dair hiç bir iz yok. Vitali Hakim’e hayat veren kişi ise İlker Kaleli. Medyamızda fırtınalar estiren hatta dizi yapım aşamasındayken İlker Kaleli’nin başrol olacağını düşündüren öyle haberler vardı ki, beklenti çok yüksekti. Ama ne yazık ki İlker Kaleli’yi koca yapım, bakın koca yapım, içinde toplasanız 3 dakika filan gördük o da feedbacklerle birlikte. Burada lafımız İlker Kaleli’ye değildir. Şayet kendisi hakkıyla oynamıştır. Tebrik ederiz! Burada lafımız basınımızın şişirmeyi çok sevdiğinedir.

vitali hakim ilker kaleli
Vitali Hakim – İlker Kaleli

Vitali, uyuşturucu tüccarı olduğu için İbiza’dan dört günlüğüne Tayland’a gelir o sırada da yolu Charles’a düşer. Kendisinden haber alamayan sevgilisi Vanessa Parry onun peşinden Kanit apartmanına gelir. İşlerin karışacağını düşünen Charles tıpkı Teressa’ya yaptığı gibi onu da bikiniyle suya atmasını Ajay’a söyler. Vitali’yi kendisi öldürmüştür. Hatta Nepal’deki Kanadalı ve Amerikalı çifti de kendisi öldürmüştür. Olay akışının bu kısmında Shobraj’ın ilk kez hakimiyetini bir yerde kaybettiğini görüyoruz çok kısa bir an için.

Bay Knippenberg ve Charles Shobraj

Olayların peşini bırakmayan Knippenberg her zaman olduğu gibi doğrucu davutluğundan vazgeçmiyor. Her şeyi kitabına uydurmak için elinden geleni yapıyor. Burada bahsetmemiz gereken bir kaç şey var. Tüm bu olayların çözülmesine ve Charles Shobraj’ ın ceza almasındaki en büyük katkıyı sağlayan sevgili diplomatımızın azmi ve tutkusudur. O inatla bu olayın üzerine gitmese Charles yine aramızda dolaşıyor olurdu. Gerçi artık Çiçek Çocuklar’ ın ruhu yok ama kurban edilecek çok kişi var. Özellikle Nadine’ in dediği gibi kayıpsanız.

Bay Knippenberg ve Charles Shobraj arasında çok özel bir bağ var. Asla birbirlerini görüp yüzleşmediler. Shobraj onun peşinde olanın sadece ismini biliyordu. Knippenberg ise onu ilk yakaladığında, onunla görüşme şansı varken bunu kullanmadı ve onu yüzü dönük bir şekilde gördü.

knippenberg
Bay Knippenberg

Lakin bu abimizin yersiz çıkışları yapım boyunca bizi rahatsız etti. Sesinin çıkması gereken yerde sakin kalıp olmadık yerlerde yükselmesi, ona o an için pek fayda sağlamadı. Bunu temelde bir kaç sebebe bağlıyoruz ilk olarak kendisi fazlasıyla genç, yüzleşecek olduğu olaylar yenilir yutulur cinsten değil. Aynı zamanda kendisini açık hedef haline getirmiş durumda. İkincisi kimse ama kimse umursamıyor hatta kendi büyükelçisi bile. Herkes yapma etme diyor, her ülkede böyle bir kaç katil çıkar diyorlar. Evet dünya bir bok çukuru ama gördüğün şeye de bu yok diyemezsin. Bu davranışlar yerine daha sakin ve soğukkanlı olsaydı bu yapımda sadece Charles Shobraj’ ın hikayesini izlemezdik, bu yapım ayrıca Bay Knippenberg’ ün hikayesi de olurdu. Bu uğurda çok şeyini kaybeden biri olarak kendisini kutluyoruz. Umarız artık Charles’ la ilgili duyarlılığı eskisi kadar değildir. Sadece koleksiyonuna bir yenisini ekliyordur.

70’lerin Ortalarında Diplomatik İlişkiler ve Umursamazlık Sınırı

Gel gelelim diplomatik ilişkilere; konsolosluklar aracılığıyla çıkan anlaşmazlıkları ve ‘bir ülkede olan o ülkenin sorunudur’ durumunu sonuna kadar kullanmışlar. Özellikle Kanit apartmanından getirilen kasanın açılması hususunda sahibinin iznini almadan açmamaları gerektiği kısımda. Cinayet şüphelisi birini tutuklayıp, davanın çözülmesine yardımcı olacak bir şeyi neden son ana kadar kullanmazsın ki? Hiç bir konsolosluk, öldürülenlerin kendi ülke vatandaşı olsa dahi umursamaz tavır sergilemesi takdire şayan doğrusu. Özellikle Fransa, sanki hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor.

the serpent charles shobraj
Charles Shobraj

Charles’ın hüküm giyememesinin en büyük sebebi sürekli olarak değiştirdiği kimlikleri, daha doğrusu modifiye ettikleri pasaportlardaki isimleridir. Kendisi yakalanmaktan korkmuyor hatta hiçbir şeyden korkmuyor. Kendinden ve salınacağından o kadar emin ki… Zaten tüm dünya da birinci ağızdan bir itiraf ellerine geçmediği sürece bu olaya kayıtsız kaldı.

Peki ne oldu da dünyanın bundan haberi oldu?

Tabii ki Basın!!! Bence kullanılması gereken en iyi yerde kullanıldı. Knippenberg , gazetede çıkan saçma sapan haberler yerine, gerçek kanıtları editöre sunarak herkesin haberdar olmasını sağladı. Herkes bu durumdan çekinse de Knippenberg, artık sesini duyurmuştu ve sonunda Tayland Interpol’ den biri gelerek soruşturmayı tekrar başlattı. Bu sırada kaçmaya çalışan Shobraj ve Marie bir çok ülkeye girip çıkar. En sonunda Bombay’a gelirler. Bizim aklımıza ise şu geldi. Madem aylarca kaçma şansınız vardı. Neden İsviçre’ ye gitmediniz? İsviçre’ de kimse onlara dokunamazdı. Nötr bölge sonuçta.(Fikir vermek amaçlı değildir. Sadece düşünce!). Tüm Doğu Asya’ yı bu şekilde dolaşırlar. Biz böyle düşünüyoruz ama Shobraj’ın amacı ortadan yok olmak değil ki, kendisini unutturmamak ve o kendince muhteşem olan hayat tarzına devam etmek. El değiştiren pasaportlar, değerli taşlar, lüks oteller, kumarhaneler ve nicesi…

Charles Shobarj’ ın Yakalanmasındaki Kritik Hata!

Charles Shobraj
Charles Shobraj’ın Tutuklandığı An

Bir öğrenci topluluğu kaldıkları motelin çevresine gelir ve Shobraj 30 kişinin pasaportunu ve değerli eşyalarını aynı anda alabileceğini düşünür. Fakat hesaba katmadığı şey 30 kişiye verdiği ilacın çoğu kişide aynı anda etki göstermesi. Böylece yakalanan Shobraj tutuklanır. Marie Andree Leclerc, tüm olanları anlattığı uzun bir ifade verir. Suçlamaları asla kabul etmez. Yumurtalık kanseri teşhisi konulduktan sonra ülkesi Quebce’ e gönderilir ve orada 1984 yılında kendi evinde ölür.

Charles Shobraj’ın Tutukluluk Süreci

Tüm bunlar yaşanmadan 7 yıl önce daha iyi bir hayat yaşamak için Juliette ile evelenip Hindistan’da gelir. Burada bir kız çocukları olur. Bir oteldeki kuyumcuyu soymaktan aranan Charles 10 yıl hapiste kalır. Çıkmasına bir ay kala firar eder ve 22 gün sonra tekrar yakalanır. Tam tahmin ettiği gibi 10 yıl daha ceza alır. Böylece Tayland’ da ki tutuklama emrinin süresi dolar ve bu suçlardan hüküm giymediği için suçsuz sayılır. Cezası bittikten sonra gönderilecek bir ülkesi olmadığı için tekrar Fransız vatandaşlığına kabul edilir. 2003 yılında tekrar Nepal’e gider kendisinin orada olduğunu duyurur. Neden oraya gittiği ne yapmaya çalıştığını kimse bilmez. Varsayımlara göre kendini hatırlatmak istediği için tekrar ortaya çıktı. Yine bir şeyi hesaba katmamıştı, Nepal’ de işlediği cinayete dair ortada bulunan kanıtlar. Knippenberg, onun peşini hiç bırakmadı, tekrar ortaya çıktığında bile elindeki kopyaladığı belgelerle onu tekrar hapishaneye gönderdi. İki kez itiraz etse de kabul edilmedi.

Charles Shobraj ve The Serpent Üzerine Son Söz

Charles Shobraj ve Marie Andree Leclerc
Charles Shobraj ve Marie Andree Leclerc

Kendisi kötü şöhretini ve kaçmayı çok seviyordu. Bir çoklarına göre yakışıklı ve çekici biri olan Shobraj bu özelliğini insanlarını manipüle etmek için kullanıyordu. Kötü ününü satarak hala para kazanmaya devam ediyor. Verdiği röportajların hepsinde cinayetleri işlediğini ima ediyor ama tamamen kabul etmiyor. Hatta bu röportajlar aleyhine kullanılacak olursa mahkemede itiraz edeceğini net bir şekilde belirtiyor. Çok yüksek fiyatlara sattığı hikayesi bir çoklarımız için ilk kez duyduğumuz bir olay. Bir dönemin arayış içinde olan, sadece gezip bir kaç yer görmek isteyen, umut dolu gençleri öldüren bir katilden başkası değil. Hala yaşıyor oluşu ve hapiste oluşu kendisine sempatizanlık kazandırmasın, o hala fırsatını bulduğunda taş simsarlığına devam edip, kişileri dolandırıp, pasaportlarıyla kendine yeni kimlikler yaratabilecek birisi.

Charles Shobraj ve Marie Andree Leclerc
Charles Shobraj ve Marie Andree Leclerc

Diziye dair son birkaç şey ekleyecek olursak, tamamen iyi bir prodüksüyonun çabasıyla ortaya çıkan bir iş olduğunu söyleyebiliriz. Gerek mekanlar, gerek kostümler, kulanılan müzikler, hal, hareket, tavır tamamen yansıtılmış. Hiç bir detay atlanmamış. Sadece kullanılan arşiv görüntüleri için bile izlenebilir. Bu görüntüleri olayların geçişi mekanların geçişi ve ortamı canlandırmak için sıkça kullanmışlar. Aynı zamanda başka bir anlatı tarzı olan zaman atlatmalarını öyle sık kullanmışlar ki önce bağlam kurmakta zorlanıyorsunuz ama bir süre sonra neyin nerde hangi tarihte gerçekleştiğini kavramakta ustalaşıyorsunuz. Sizi sıkmayan ama durağan anlatımı içinde ritmik bir tempoya sahip olan The Serpent sabırla izlemenizi tavsiye ettiğimiz bir yapım oluyor. Özellikle cast seçilirken o kadar iyi bir iş çıkarmışlar ki, neredeyse birbirinin aynısı kişiler olmuşlar. Tahar Rahim ve Jenna Coleman’ın performansını ayrı kutluyoruz.

Ve son olarak “Büyük hayallerle yollara düşmüş fakat evlerine dönememiş tüm korkusuzların anısına…”

Comments

0 comments

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in DİZİ

To Top