Connect with us

Öğretmen Dizisi İnceleme: Akif Öğretmen’in Amacı Ne?

DİZİ

Öğretmen Dizisi İnceleme: Akif Öğretmen’in Amacı Ne?

Tanıtımlarının büyük ilgi uyandırdığı, İlker Kaleli, Ceren Moray gibi isimlerin yer aldığı Öğretmen dizisini sizler için yakından inceledik.

Geçtiğimiz çarşamba ekranlara gelen “Öğretmen” dizisi önce tanıtım filmleriyle dikkatleri üzerine çekti. Her yeni yapıma acaba bu da mı uyarlama diyerek yaklaştığımız için bu sorumuza cevap bulabilmek adına küçük bir araştırma sonucu Öğretmen dizisinin Japon yapımı Mr. Hiiragi’s Homeroom dizisinden uyarlama olduğunu öğrendik. Eee bizim masa durur mu? Hemen enine boyuna yatırdık fiskos masamıza ve orijinalini izleme kararı aldık. Tanıtımlarının birebir aynı olduğunu gördük ama emin olamadığımızdan ilk bölüme kadar bir şey demedik. İlk bölüm yayımlandı ve olanlar oldu. Hemen Twitter’da konuşulanlar arasında hastaglerin birincisi haline gelmiş dizimiz. Çok beğenen olmuş, helal olsunlar, efendime söyleyeyim ‘RTÜK nerde komşular!’ diye çığıranlarımız olmuş. Kısacası destekçisi olduğu kadar yere vuranların sayısı da az değil. Şimdi neden bu kadar uzun bir girizgah yaptığımızı düşünenler olacak, biz bunlardan bahsetmek zorundayız zira anlatılmak istenen ve dizinin konusu da bu zaten.

Spoiler Uyarısı: Bu yazı öğrenmek istemeyeceğiniz detaylar içeriyor. Bu yüzden bu uyarıyı yapıyoruz. Yine de okumak isterseniz buyrun göz atın !!!

Konu Ne?

İlker Kaleli-Masaki Suda

Her ikisinde de konu aynı sınıftan bir öğrencinin intiharını ve arkasındaki olayları açığa çıkarmak üzere sınıfın öğretmenleri tarafından rehin alınmalarını konu ediniyor. Şimdi böyle söyleyince pek bir dikkat çekici olmadı. Şuna ne dersiniz? Ölümüne az bir zaman kala öğrencisini kaybetmiş bir öğretmen, geriye kalan öğrencilerine son dersini vermek isterse ne olur? Yalnız unutmayın öğretmen olarak değil insanın insana vereceği bir dersten bahsediyoruz. Hala ilginizi çekemediysek buyrun detaylara…

Biz bu örnekleri görmedik mi?

Şimdi öğretmenin öğrencilere ders vermesi alışılmış bir şey, hatta insanlık dersi verenini de çok gördük. Bkz: Mahmut hoca bizlere öğretmedi mi? Okulun üstünde çatısı olan dört duvardan ibaret olmadığını, yine bkz: Hababam sınıfından Ahmet, demedi mi koca hababama sizlerin yüzünüze tükürmek istiyorum ama siz ondan da anlamazsınız diye… Aslında uyarlamaya ihtiyacımız yok demek istiyoruz. Biz zaten yıllar önce bunların mesajını almışız.

Koca bir sınıfı rehin alarak neyi kime karşı anlatıp ders çıkaracağız? Sizce ne kadar doğru bir yöntem?

Her şey Hiiragi Hoca’nın hikayesini öğrenmemizle daha da netlik kazanan dizi, ilk bölümde izlediğiniz gibi başlıyor. Şimdi size hikayeyi tersten anlatalım. Sizler rehin almayı biliyorsunuz sadece. Hiiragi Hoca öğrencilik yıllarında bir kızı seviyor. Aynı zamanda hastalığını öğreniyor. Kendisi pankreas kanseri. Zaten bunu dizi boyunca sürekli ilaç içmesinden anlıyoruz. Sevdiği kız lise de öğretmenlik yapmaya başlıyor. Kendisi de aynı lisede Sanat öğretmeni olarak başlıyor.

(İsimler ve karakterlerin yoğunluğundan ötürü genel bir anlatıma başvurduk ama verebildiğimiz kadar isimle devam edeceğiz.)

Aynı okulda oldukça bilinen, popüler olmaya çalışan bir öğretmen var. Aynı zamanda bağlantıları çok güçlü birisi. Öyle ki Eğitim Bakanı’yla bile arası iyi. Takechi öğretmen, okulda ki öğrencilere referans mektupları sayesinde anlaşmalı olduğu bir üniversiteye yerleştirerek. Üniversite tarafından yüklü miktarda ödüller alıyor. Kendisi öğrencilerin yeteneklerine bakmadan sadece onları kullanabileceği eşyalarmış gibi okullara pazarlıyor diyebiliriz. Hatta sporda başarılı olan öğrencilerin kaydını yaptırmayı başarırsa daha çok ödül kazanıyor. Ne yazık ki referans olduğu öğrenciler bir yıl dayanabiliyor gittikleri okullarda. Çünkü yeteneklerine göre okullara gitmemişlerdir. Yanlış yönlendirilmişlerdir.

Hiiragi’nin sevgilisi olan öğretmenin sınıfında basketbolcu bir öğrenci bulunur. Takechi, öğretmene rüşvet vererek o öğrenciye de referans olmaya çalışır. Öğretmen kabul etmez ve bunu eğitim kuruluna taşır. Ama Takechi durmaz ve Yakuzaların günümüz versiyonu olan genç bir gangster topluluğundan sahte bir video yapmalarını ister. Bu video da öğretmen ve öğrencisi gözükür. Bunun üzerine muhteşem sosyal medyamız Mind Voice’ da inanılmaz yorumlar alır. Bunları kaldıramayan öğretmen her şeyi bırakır ve psikolojik bir rahatsızlığa yakalanır. Bu ilk etkendir.

Olaylar Tekrarlanır

Daha sonra benzer şeyler Kageyama Reina( intihar eden kız)’ nın da başına gelir. Sınıfta ve okulda oldukça popülerdir. Yüzme kulübünün başarılı öğrencisidir ve uluslararası yarışmalarda ödül kazanmıştır. Takechi ona da okul için refeans olacağını söyler ama Reina reddeder. Ve bunun üzerine doping aldığına dair sahte bir video yayımlanır. Bunun başrolünde yine sosyal medya vardır. Tabii videonun yayımlanması kısmı öğrencileri kapsıyor. Bu kısım oldukça karışık, öğrencilerin kendi aralarındaki ilişkiler ve kelebek etkisi. Yani biri videonun çekilmesini istemiş, biri yardım etmiş, biri editlemiş, biri yayanın çantasına koymuş biri yaymış derken uzun uzadıya bir liste.

Kim Öldürdü?

Hocamız da o halkanın sonundan başlayarak şu soruyu soruyor. “Kageyama Reina’yı kim öldürdü?” Tabii oklar kızın en yakın arkadaşına çevriliyor. Kız da bunu kabul ediyor ben onun elini tutmadım diyor. Ağlayarak ve içtenlikle olanları ve suçluluğunu dile getiriyor ama sınıftan tık yok. Tamamen yozlaşmışlar. İntiharlar temelde toplumsal cinayetlerdir. Tek bir kişi suçlu değildir. Suçlu herkestir ama son nokta yine biriyle olur. Ya kişinin çok güvendiği biri tarafından sırt dönülmesi ya başka birinin tuz biber olması gibi. İntihar bireysel değil toplumsal bir suçtur.

Hiiragi’nin bu olaya kalkışmasında 3 amaç var.

  • 1. Öğretmen ve Reina’nın başına gelen bu durumun bir daha tekrarlanmaması
  • 2. Sınıfın yani öğrencilerinin mezun olmadan iyi bir yetişkin olma bilinci yerleştirmek. İnsanları kendi yerine koymak, bugünün acısını yarının yaşama gücüne çevirmelerini sağlamak. Ağızlarından çıkan her kelimenin veya yaptıkları her davranışın sorumluluğunu almalarını sağlamak. Çünkü kelimeler bazen silahlardan daha tehlikeli olabiliyor.
  • 3. Tüm insanlığı yani sosyal medya kullanıcılarını etkilemek onlara seslenmek onlara dokunmak. Öğrencilerine yapmaya çalıştıklarını kullanıcılara yaymak.

Hiiragi mükemmel bir hayalin peşindeydi. Hatta öğrencilerine şu soruyu sormuştu, siz hakimin yerinde olsaydınız bana insan diyebilir miydiniz?

Evet bizler ona insan diyebilir miydik? veya Bizler insan mıyız? Değinilen noktalar gayet güzel. Olay bizde ki ilk bölümde ortaya çıkan akran zorbalığı değil sadece daha büyük bir şey. Daha ütopik bir istek hatta bu bir dua.

Genel olarak toparlarsak amaç ve bu amaca ulaşmak için yapılanlar ortada peki doğru mu? İnsanlara ulaşmak için böyle bir yöntem kullanılmalı mı? Bizce başından beri yanlış bir yol. Hatta ütopik bir çaba için nafile bir uğraş. Peki hiç mi kimseye dokunmadı? Elbette dokundu. Öğrencilerinin hayatlarına dokundu. Zaten kendisi de diyor sadece bir kişi bile olsanız bu çaba nafile olmaz çünkü bir kişi 10 kişi 100 kişi ve daha fazlasına ulaşacaktır. Bu amaçla okuması iyi yapıldığında etkili diyebiliriz. Düşünsenize gözünüzün önünde kötü şeyler oluyor ve siz birilerinin dikkatini çekebilirsiniz ama bu yöntem böylesi riskli ve yanlış bir yol. Ayrıca ölmeden önceki son dersiniz, böyle ihtişamlı bir ders vermek istemez miydiniz?

Gel gelelim sadece iki bölümünü izleyebildiğimiz dizimize, öncelikle oyuncu seçimi oldukça başarılı. Poyraz Karayel’den tanıdığımız İlker Kaleli bu rol için biçilmiş kaftan. O malum diziden sonra nerede bir tirad, nerede bir insanlığımızı hatırlatma çabası derseniz; İlker Kaleli orada diyebiliriz. Başka biri oynasaydı etkili olur muydu bilemiyoruz? Gördüğüm kadarıyla bizde ki versiyon oldukça yumuşatılmış diyebiliriz. Hikayenin başına tatlı bir aşk hikayesi yerleştirilerek ve diyaloglar yumuşatılarak, göze sokma durumu ortadan kaldırılmış. Eğer diziyi tam kıvamında bitiririz derlerse orijinali, 10 günlük bir rehine süreci yani 10 bölüm. Bizim sektör içinde 10 günlük süreç 10 bölüm dersek önümüzde iki seçenek olacak ya bu süreci uzatacaklar, flashbacklerle besleyecekler ya da sonrasında yaşananları konu alacaklar. Umarız tek sezonda bu işi bitirirler ve yerinde bir yapım olur. Yoksa ikinci bir yol olan uzun uzadıya devam eden çiklet kıvamında yeni bir dizimiz olur ona da hayırlı olsun deriz. Bunun cevabını ilerleyen günlerden sonra verebiliriz.

Dizilerin akıbetinden sonra üzerine konuşmam gereken çok konu var toparlamak gerekirse. İktidar güç ilişkisinin etkili olduğunu görüyoruz. Sizlerin ilerleyen bölümlerde göreceğiniz üzere, hoca rahatsızlanıyor ve bu boş durumda hocanın atadığı bir öğrenci saati takarak, okulu terk etmeye çalışan öğrencilere terk ettikleri takdirde bombayı patlatacağını söylüyor, bu denge tekrarlanıyor sürekli. Yani güç kimdeyse o bu planın başı oluyor. Güç tatlı dimi? Herkesin sahip olmak isteyeceği o kudret.

İnanmalı mıyız?

Bizlerin izlerken defalarca dediği gibi liseler korkunç yerler, öğrenciler daha doğrusu insanlar iflah olmaz. Onlara ne kadar iyi olursanız olun onlar yine kendileri için çabalayacak yanındakini düşünmeyecek. Eminiz sizde böyle düşüneceksiniz. Ama ne yazık ki yanlış düşünüyoruz. Biz onlara inanmamayı seçiyoruz böylece. Hiiragi öğretmen onlara sonuna kadar inandı. Sonuna kadar gitti sınırları zorladı hatta onların sınırlarını zorlattı. Asla ama asla onlara inanmaktan vazgeçmedi.

Değinmezsek olmayacak: Bizler nasıl bir toplumuz? Biz neyiz kimiz, kimin hakkında söz sahibiyiz? Kendimiz dışında kimsenin. Şuan yozlaşmış bir toplumun bir parçasıyız. Ben öyle değilim diyenler sadece kendini kandırıyor. Önceleri mahalle baskısı vardı. Elalem ne der korkusu vardı. Oysa şimdi koskocaman bir linç toplumuyuz. Şimdi internete düşersem ne olur korkusu. O kadar iğrenç yorumlar yapıyoruz ki her gün birileri için. Hemen herkesin ölmesini istiyoruz hemen lanetliyoruz. Ama neden kendimize bakmıyoruz. Bu yüzden yazımızın başında uzun bir girizgah ve sosyal medyadan bahsettik. Bizler birer çukurdayız. Bundan çıkmamızın yolu ise kelimelerimizden sorumlu olmaktan geçiyor.

Dizinin finalinde öğrenciler öğretmenlerine inanıyor. Onun amacını benimsiyorlar. Şüphe ettiğimiz şey ise öğrenciler gerçekten değişti mi? Yoksa Stockholm Sendromunu mu yaşıyorlar? Bu ikilemin sonucunda ise gerçekten değiştiklerini görüyoruz. Bir şeyler amacına ulaşmış oluyor. Yine öğrendiğimiz bir şey ise sosyal medya tüm bu olaylardan sonra hala aynı kalıyor.

Gerçeklik ekseninde düşünürsek bu olay kesinlikle yaşanmamalı, kendi toplumumuzda bir şeylerden etkilenen o kadar çok insan var ki bu durumların yaşanmayacağının garantisini veremeyiz. Bu yüzden kimse buna kalkışmasın diye diziler ve filmler var. Bu isteği bizlere bu şekilde yansıtmaya çalışıyorlar. Tekrar söylüyoruz. Yazı her ne kadar verilmek istenen mesaja katılsa da yaşananları onaylamıyoruz.

Not:Bu yazı ülkemizde yayımlanan Öğretmen dizisinin ilk iki bölümü ve Japon yapımı Mr. Hiiragi’s Homeroom dizisi, izlenerek bir analiz yapılmıştır. Verilen detayların işlenip işlenmeyeceği net olmamakla birlikte farklı bir yol izlenebilir.

Sizler ne düşünüyoruz? Bize yazarak görüşlerinizi bildirebilirsiniz?

Ayrıca meraklısına iki dizininde tanıtım filmini buraya bırakıyoruz.

Öğretmen

https://www.youtube.com/watch?v=8RGAGow-Fqg

Mr. Hiiragi’s Homeroom

https://www.youtube.com/watch?v=nWnHCdaj-ew
https://www.youtube.com/watch?v=nWnHCdaj-ew

Comments

0 comments

Continue Reading
1 Comment

1 Comment

  1. Fatoş

    Mart 18, 2020 at 6:40 pm

    Genel olarak akışı güzel anlatan bir yazı olmuş eline sağlık. Genel anlatım şeklin okuyucunun dikkati çekiyor bence 😊 fakat ben süprizleri sevdiğim için sonlarını okumamayı tercih ettim emeğine sağlık. Yazılarını beğeniyorum… Umarım bir devamlığılı olur…😊

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in DİZİ

To Top